anasayfa
apel hakkında
sergi
sanatçılar
gelecek sergiler
geçmiş sergiler
uluslararası sergiler
başka yerlerde
kataloglar
basında apel
linkler
iletişim
english
Galeri Apel © 2007.
tüm hakları saklıdır.
Son güncellenme: 17.12.2017.
kullanım şartları

« geri
» basında apel
"konuşma sanatı ve sanat mekanı: apel galeri"
ali akay, arredemento, 01.01.1999



İstanbul Beyoğlu’nda yeni bir sanat galerisi. Bir 19.yüzyıl yapısının iç mekanları korunup, dönüştürülerek Nevzat Sayın tarafından gerçekleştirildi. Ali Akay çağrışımları ve işlevi bağlamında irdeliyor.
Ali Akay*

Nuran Terzioğlu’na ait olan ve mimarisi Nevzat Sayın tarafından gerçekleştirilen galeri mekanının içine girdiğimizde teknolojik olanla yapıtsal ve dini olan arasında mabedimsi bir ilişkinin kurulabileceği bir alanla karşılaşıyoruz; merdivenlerden yukarı çıktığımızda ise birinci katın steril havasından ikinci katın –tuğlalarıyla- “yansız” olmaktan çok taraflı bir mekanı anıştıran; ışığı alt katın yalınlığından sonra ikinci katta tekinsizleştiren yuvarlağımsı pencereleri ile Barok bir mimariyi hatırlatan ve belki de bu nedenle, “Damak” sergisi bağlamında mimar Nevzat Sayın’ın Peter Greeneway’vari barok bir fotoğrafı kullanmasına yol açan, üst katta fotoğrafta melekler gibi son yemeği yiyen havarilerinin altta ise fiziki mekanda bedenleri taşıyan işinin sergilendiği Galeri Apel, bir yer (locus) olmaktan çok, alanı (topos) çağıran ve kurmak isteyen havasını vermekte. Olmayanın olamaya çaıştırıldığı bir çağrı Sadece sanatı değil, aynı zamanda eksik kalan başka bir şeyi; konuşma ve sohbeti olduğu kadar çağdaş sanatın ögelerini de çağıran bir mekanın düzenini çağrıştıran Galeri Apel, bu bakımdan, İstanbul’un “entellektüel tartışma” ortamına en yakın mesafede ve bu mesafeyi de uzak görürmüşcesine, “sohbeti” daha yakına çağıran yeni bir galeri mekanı oalrak görülebilir…………………………………..
Zaten ilk açılan serginin de “Damak” kavramı üzerine üzerine yoğunlaşması bu fikrimizi destekler niytelikte görünmekte Beğeni ile değer yargılarının buluşması, öznelliklerin mekana yayıldığı ve bu şekilde de mekanın içinde yerleşmesiyle nesnelleştirildiği an içinde gerçekleşmekte değil mi? Sanatçı, aydın ve galericinin ortak mekanı bir sohbetin başlangıcı olabilir. Maya Galerisi’nden, Melda Kaptana Galerisi’nden gelen bu süreç, aydın, şair, yazar ve sanatçıyı bir mekanda toplayıp, konuşmaya ve tartışmaya doğru itiyorsa, burada, bir toparlanma ortamı hazırlanıyor demektir. Toparlanma ortamı ise, belkı de, içinde yaşadığımız sosyolajik ve siyasi sürecin en fazla çağırmaya yüz tuttuğu alanı meydana getirmek istencindedir. …………………………………………………………………………………………….
Mekteb-i Sultani gibi Osmanlı döneminin en batılılaştırıcı ve siyasi medenileştirme sürecini başlatan, edebiyat ve siyasetin en birleştirici alakasını kuran bir okulun, bugünkü Galatasaray Lisesi’nin hemen arkasındaki sokağa yerleşen Galeri Apel, bağlamında da, tartışılan ve tadılan arasındaki ilişki, belki burada açığa çıkmaktadır. İçilen ve yenilen mekanların içinden karşılıklı fikir yürütme ve görüş ayrılılkarı doğmaktadır. Bu, aynı zamanda, yeni fikirlerin sentetik bir hale geldiği anları da oluşturmakta ve konuşma süreci pratik olarak maddileşmeya başlamaktadır. Madileşme ve medenileşme de, sanatın ögeleri içinde sayılmakta, değil mi? Hem sanat pazarı, hem de fikir sanatı: Zihinsel kavramsallaştırma. Bu da konuşmanın sürecinde gerçekleştirilmekte. Sohbetin ise yeni mekanı oluşmakta ki, içine yerleşen kişiler, resim, heykel veya enstalasyonlarıyla kendilerini ifade ederek, orayı bir “ortama”, “yere” çevirebilsinler. Bir mekan ki, eşit mesafedekiler tartışsınlar: Demokrasi. Tat alma duygusunun beğenenler veya beğenmeyenler tarafından özgürce konuşulması.